Oya CANBAZOĞLU

Ruh Cephesinin Son Nöbetçisi: Muhtar Şahanov’un Ardından

Türk dünyası, yalnızca büyük bir şairini değil; vicdanını, hafızasını ve haysiyet nöbetçilerinden birini ebediyete uğurladı.

Muhtar Şahanov’un vefatı, bir sanatçının ölümü değildir sadece. Bu kayıp, kelimeyi kılıç gibi kuşanan, şiiri milletinin ruhuna siper eden, siyaseti makam değil sorumluluk bilen bir büyük şahsiyetin aramızdan ayrılışıdır.

O, Kazak bozkırının bağrından yükselen bir ses olarak doğdu; fakat sesi yalnız Kazakistan’da kalmadı. İstanbul’dan Bakü’ye, Bişkek’ten Taşkent’e kadar Türk dünyasının ortak yüreğinde yankılandı. Çünkü Şahanov’un şiiri, yalnız estetik bir arayış değil; kimlik, dil, tarih ve hürriyet davasıydı.

1986 Jeltoqsan olaylarının ardından gösterdiği cesur duruş, onu yalnız edebiyatın değil, millet vicdanının da ön saflarına taşıdı. Şahanov, Sovyet sonrası dönemde Kazak halkının hafızasını savunan, ana dilin ve millî kimliğin korunmasını hayatının merkezine yerleştiren isimlerden biri oldu. 1993-2003 yılları arasında Kazakistan’ın Kırgızistan Büyükelçisi olarak görev yaptı; 2004-2007 yıllarında ise Kazakistan Parlamentosu’nda milletvekilliği yaptı.

Onun büyüklüğü, şiirle siyaseti aynı ahlaki çizgide buluşturabilmesindeydi. Şahanov için siyaset, koltuk değil kürsüydü; o kürsüden Aral Gölü’nün çığlığını, Türk halklarının birlik hasretini, dilin ve kültürün korunması gerektiğini haykırdı. TURKSOY’un yayımladığı anmada da belirtildiği gibi, Şahanov “halkının hakikatini dünyaya haykıran” bir cesaret timsali olarak tarihe geçti.

Cengiz Aytmatov’la dostluğu ise Türk dünyasının kültürel kaderinde ayrı bir sayfadır. İki büyük ruh, edebiyatı yalnız bir anlatı sanatı olarak değil, insanlığın ahlaki yükselişi için bir çağrı olarak gördüler. Şahanov’un “Ruh Cephesi” dediği şey de tam burada anlam kazanır: insanın kendi köküne, diline, tarihine ve vicdanına sahip çıkması.

Bugün onu uğurlarken aslında bir soruyla baş başa kalıyoruz: Muhtar Şahanov’un savunduğu ruh cephesinde nöbeti kim devralacak?

Çünkü büyük şahsiyetlerin ardından ağlamak yetmez. Onları anlamak, yaşatmak ve emanet ettikleri davayı taşımak gerekir. Şahanov’un mirası; Jeltoqsan’ın hürriyet ruhudur, Kazak Türkçesine ve Türk kültürüne sadakattir, edebiyatı milletin kaderiyle buluşturan derinliktir.

Muhtar Şahanov artık aramızda değil; fakat onun kelimeleri, Türk dünyasının göğünde sönmeyen bir yıldız gibi yaşamaya devam edecek.

Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Acılı ailesinin, Kazak halkının ve bütün Türk dünyasının başı sağ olsun.