BULTÜRK Derneği genel merkezinde gerçekleştirilen buluşma, takvimlerde sıradan bir gün gibi görünse de, içeride yaşananlar bir programın çok daha ötesindeydi. Bu, bir toplantı değil; hafızanın tazelendiği, kimliğin yeniden hatırlandığı, ortak geçmişin geleceğe taşındığı anlamlı bir buluşmaydı.

Toplantı, BULTÜRK Genel Sekreteri Aysu Akbaş’ın moderatörlüğünde saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Programın açılışında konuşan BULTÜRK Genel Sekreteri Aysu Akbaş, yalnızca derneğin faaliyetlerini aktarmakla kalmadı; Bulgaristan Türklerinin tarihsel hafızasına da güçlü bir vurgu yaptı. Akbaş, Bulgaristan Türklerinin Osmanlı sonrası dönemde maruz kaldığı asimilasyon politikalarına, zorunlu isim değişikliklerine ve sistematik baskılara değinerek, bu sürecin en ağır kırılma noktalarından birinin 1989 Büyük Göçü olduğunu ifade etti. Akbaş, dernek olarak Bulgaristan Türklerinin hak, temsil ve görünürlük mücadelesini sürdürdüklerini; bu meselenin yalnızca Bulgaristan Türklerinin değil, tüm Türk dünyasının ortak davası olduğunu dile getirdi. Bu başlangıç, bir protokol gereği olmaktan ziyade, güçlü bir duruşun ifadesiydi. Ardından Aysu Akbaş, BULTÜRK’ün çalışmalarını katılımcılara aktararak, özellikle Rumeli’ye geçiş konulu konferanslar ve “Kırcaali Efsanesi” belgeselinin 40 bölgede gösterileceğini duyurdu.

Bu çalışmaların amacı geçmişi anmak değil, geçmişten güç alarak geleceği kimlikli bir şekilde inşa etmekti.

Ergenekon’dan Çıkışın Sembolü: Örs ve Demir

Programda dikkat çeken bir diğer önemli başlık ise 21 Mart’ta Bayrampaşa’da gerçekleştirilecek etkinlikti. Ergenekon’dan çıkışın örs ve demir dövülerek sembolik olarak canlandırılacağı, aynı zamanda Türk tarihinin gelişimini anlatan bir resim sergisinin düzenleneceği ifade edildi. Bu etkinlik, bir kutlamadan çok, tarihsel bir hatırlatma niteliği taşıyordu.

“Türk Kendi Vatanında Yalnız Kaldı”

İsa Yusuf Alptekin Vakfı Başkanı Cahit Dak’ın konuşması salonda derin bir etki bıraktı. Türklerin uzun yıllardır yalnız bırakılmışlığından bahseden Dak, derneklerin birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Bu sözler, bir sitemden çok, dayanışmaya yönelik bir çağrıydı.

Devlet Desteğinin Sebebi: Milli Çalışmalar

Türk dünyası aksakalı Metin Özkan ise BULTÜRK’ün kuruluşundan bu yana yürüttüğü çalışmalara şahitliğini paylaşarak, devletin verdiği desteğin nedenini açıkça ortaya koydu: Yapılan çalışmalar şahsi değil, milli bir sorumluluğun ifadesiydi.

Bulgaristan’da Açılan Okul: Geleceğe Yakılan Işık

Türkiye Maarif Vakfı ve Merhaba Derneği adına konuşan M. Fatih Pehlivan, Bulgaristan’da açılan ilk okuldan bahsetti. Bu gelişme, Bulgaristan’daki Türk çocuklarının kendi kimlikleriyle eğitim alabilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendirildi.

BULTÜRK Başkanı Rafet Ulutürk ise alışılmışın dışında bir konuşma yaptı. Sazdan, Türk’ün düşünce derinliğinden ve sözlü tarihinden bahsetti. Sazın sadece bir enstrüman değil, bir medeniyet dili olduğunu vurguladı.

Türkülerle Yapılan Coğrafya Yolculuğu

Konuşmaların ardından Fami Amasyalı sahne aldı. Balkanlardan başlayan, Rumeli, Kafkasya ve Orta Asya’ya uzanan türkü yolculuğu, salondakilere adeta duygusal bir tarih gezisi yaşattı. Osman Paşa Türküsü ile sona eren dinleti, programın en hissedilir anlarından biri oldu.

Çay, Kahve, Gofret (Vafla) ve Hatıralar

Program boyunca katılımcılara Bulgaristan gofretleri (vaflaları) ve çay ikram edildi. Bu küçük detaylar bile, aslında büyük bir hatıranın parçasıydı. Bazen bir tat, insanı yıllar öncesine götürmeye yeter.

Bu anlamlı buluşmanın daha geniş kitlelere ulaşmasında emeği olan Ajans Medya’ya ve Sayın Osman İslam’a da özel bir teşekkür iletildi:

“Sesimizi duyurmamıza aracılık eden, her zaman yanımızda duran Ajans Medya’ya ve Sayın Osman İslam Bey’e bu nazik destekleri için çok teşekkür ederiz. İyi ki varsınız!”

“Sesimize ses katan Ajans Medya’ya ve Sayın Osman İslam’a destekleri ve duyarlılıkları için gönülden teşekkür ederiz.”

Toplu fotoğraf çekildiğinde, orada bulunanlar sadece bir etkinliği tamamlamış değildi. Ortak bir geçmişi, ortak bir kimliği ve ortak bir geleceği yeniden teyit etmişlerdi.

Program sonunda dernek başkanlarına kupa plaket takdimi yapıldı. Bu buluşma, bir program değil; bir duruştu.
Bir hatırlayıştı.
Ve sessiz ama güçlü bir kimlik inşasıydı.