Arzu ÜNAL

İyiliğin Kusursuz Döngüsü: Bir Bataklıktan Doğan Dünya Tarihi

Hayat bazen en karmaşık denklemleri en basit eylemlerle çözer.
Hiç düşündünüz mü; bugün tanımadığınız birine uzattığınız bir el, yıllar sonra tüm dünyanın kaderini değiştirebilir mi? Cevabınız hayırsa, İskoçya’nın çamurlu bataklıklarından Londra’nın tıp fakültelerine uzanan o meşhur hikayeye kulak verin.

Bataklıktaki Feryat ve Bir Çiftçinin Onuru
Yıllar önce, İskoçya’da yoksul bir çiftçi, bataklığa saplanmış ve ölümle burun buruna gelmiş bir çocuğu kurtarır. Çiftçi Fleming için bu sadece bir insanlık görevidir; karşılık beklemez, ödül istemez.
Ancak kaderin defteri o gün kapanmamıştır.
Ertesi gün çiftçinin kapısına görkemli bir at arabası yanaşır. Arabadan inen asilzade, kurtarılan çocuğun babasıdır. Şükranlarını sunmak ister, servet teklif eder. Çiftçi Fleming ise dik duruşundan ödün vermez:
“Ben sadece yapmam gerekeni yaptım,” der. O sırada kapıda beliren çiftçinin küçük oğlu, bu hikayenin seyrini değiştirir. Asilzade bir teklifte bulunur:

“Madem parayı kabul etmiyorsunuz, o halde oğlunuza benim oğlumla aynı eğitimi alma şansı verin. Eğer babasına benziyorsa, ikimizin de gurur duyacağı bir adam olacaktır.”

İki Hayat, Bir Mucize: Penisilin

Yıllar geçer… Çiftçinin oğlu Alexander Fleming, tıp dünyasını sarsacak olan penisilini keşfeder. Kaderin asıl cilvesi ise şudur:
O bataklıktan kurtulan çocuk, yıllar sonra ağır bir zatürreye yakalanır. Onu bu kez ölümün kıyısından kurtaran şey, çocukluk arkadaşının babası sayesinde okuyup keşfettiği o mucizevi ilaç, yani penisilindir.

Peki, kimdi bu isimler?
Bataklıktan kurtulan çocuk Winston Churchill, ona imkan sağlayan asilzade ise Sir Randolph Churchill idi.

“Ne Ekersek Onu Biçeriz”

Bu hikaye bize şunu hatırlatıyor:
Dünya aslında sandığımızdan daha küçüktür ve iyilik, evrenin en karlı yatırım aracıdır.
Bugün attığımız küçük bir sevgi tohumu, yarın koca bir ormana dönüşebilir.
Mevlana’nın dediği gibi, “İyilik aradın mı, insanda kötülük kalmaz.”

Şimdi içinde bulunduğumuz bu “Dostluk Haftası” vesilesiyle kendimize şu soruları soralım:

  • En son ne zaman karşılık beklemeden bir el uzattık?
  • Hırsın ve paranın gölgesinde kalmış dünyada, kaç kez “insanlık onurunu” her şeyin önünde tuttuk?

Gökyüzünü Yeryüzüne İndirmek
Hayatı, sanki hiç canın yanmamış gibi sevmek; sanki kimse izlemiyormuş gibi dans etmek…
Belki de mutluluğun formülü, bu hikayedeki çiftçinin samimiyetinde gizlidir.
Cenneti uzaklarda aramaya gerek yok; bir dostun gülümsemesinde, bir yabancıya verilen selamda veya paylaşılan bir içten mesajda saklıdır o.

Bu hafta sadece bir “takvim yaprağı” olmasın. Birine değer verdiğinizi hissettirin.
Çünkü bazen bir mesaj, bazen bir bakış, birinin gününü aydınlatmaya yeter.
Unutmayın; paylaşılan her güzellik, eninde sonunda size geri dönecektir.