Rafet ULUTÜRK

Dünya siyaseti değişiyor. Güç dengeleri kayıyor. Eski merkezler etkisini kaybederken yeni aktörler sahneye çıkıyor. Ve artık bu sahnede Türkiye, kenardan izleyen değil; oyunun içinde, hatta oyunu şekillendiren ülkelerden biri.

Somali’de, Libya’da, Karabağ’da, Katar’da, Balkanlar’da, Doğu Akdeniz’de, Karadeniz’de… Haritaya bakıldığında görülen şey tesadüf değil. Bu, bilinçli ve uzun vadeli bir stratejinin sonucu.

Türkiye artık sadece kendi sınırlarını düşünen bir ülke değil. Güvenliğini, çıkarlarını ve etkisini sınırlarının ötesinde kuran bir devlet.

Somali bunun en çarpıcı örneklerinden biri.

Bir zamanlar dünyanın “unutulmuş ülkesi” olan Somali’de bugün Türk askeri eğitim veriyor, Türk mühendisleri altyapı kuruyor, Türk doktorları hastanelerde hizmet veriyor, Türk gemileri limanlarda, Türk bayrağı devlet kurumlarının yanında dalgalanıyor. Bu tablo, klasik bir dış politika yaklaşımı değil. Bu, sahaya inmiş bir devlet aklıdır.

Çünkü Türkiye şunu çok net görüyor:
Dünya artık sadece diplomasi masalarında değil, sahada kuruluyor.

Enerji yolları, deniz ticareti, güvenlik koridorları, stratejik boğazlar… Bunları kontrol edenler söz sahibi oluyor. Türkiye de tam olarak bu noktalarda varlık gösteriyor.

Kızıldeniz ve Aden Körfezi, dünya ticaretinin can damarı. Somali, bu hattın kilidi. Türkiye’nin burada bulunması, yalnızca Somali’ye destek değil; küresel ticaret yollarında “ben de varım” demektir.

İHA’lar, SİHA’lar, savaş uçakları, askeri üsler, sismik araştırma gemileri… Bunların her biri tek başına birer başlık değil. Bir bütünün parçaları. O bütünün adı: Küresel ölçekte etkin Türkiye.

Eskiden Türkiye, büyük güçlerin hamlelerine göre pozisyon alan bir ülkeydi.
Bugün büyük güçler, Türkiye’nin hamlelerine göre hesap yapıyor.

Libya’da deniz yetki anlaşması yapıldığında dengeler değişti.
Karabağ’da verilen destekle sahadaki gerçeklik değişti.
Karadeniz’de yürütülen denge politikasıyla savaşın seyri etkilendi.
Somali’de kurulan varlıkla Afrika Boynuzu’nda yeni bir güç denklemi oluştu.

Bu, sessiz ama derin bir dönüşüm.

Türkiye artık “bölgesel güç” tanımının ötesine geçiyor. Çünkü etkisi yalnızca çevresinde değil, stratejik küresel hatlarda hissediliyor.

Bu yüzden Somali’de dalgalanan Türk bayrağı sadece bir dostluk sembolü değil. O bayrak, Türkiye’nin artık dünyanın uzak köşelerinde bile sözünün geçtiğinin göstergesi.

Bu yeni dönemde Türkiye, yardım eden bir ülke olmanın ötesinde, güvenlik üreten, denge kuran, oyun değiştiren bir ülke konumuna geliyor.

Kısacası:

Türkiye artık masada yer aramıyor.
Masayı kuranlardan biri haline geliyor.

Ve dünya, bunu giderek daha net görüyor.