Arzu ÜNAL
28 Mart 1991… Altunköprü için yalnızca bir tarih değil, nesiller boyu taşınacak bir acının başlangıcıdır. Kerkük’e bağlı bu küçük Türkmen beldesinde yaşananlar, insanlık vicdanında hâlâ karşılığını bulamamış büyük bir trajedidir.
Körfez Savaşı sonrasında Irak genelinde başlayan halk ayaklanmalarını bastırmak isteyen Saddam Hüseyin yönetimindeki Baas Partisi güçleri, yalnızca bir isyanı değil, bir halkın varlığını hedef aldı. Altunköprü’de yaşanan katliam, bunun en karanlık örneklerinden biri olarak tarihe kazındı.
O gece gökyüzü yalnızca kararmadı; aynı zamanda umut da söndü. 27 Mart akşamı başlayan bombardıman, sabaha kadar sürdü. Evler, sokaklar, hayatlar… Hepsi ağır top mermileri altında paramparça oldu. İnsanlar can havliyle sığınacak yer ararken, aslında kaçamayacakları bir kaderin içine sürükleniyorlardı.
Sabah olduğunda ise korkunun yerini dehşet aldı. Kasabaya giren askerler, yaşlı, genç, çocuk demeden tüm erkekleri topladı. O an, birçok aile için son görüş oldu. Nebil Bayız’ın anlattıkları, sadece bir tanıklık değil; aynı zamanda hafızaya kazınmış bir çığlık: 11 yakınını kaybetmiş bir insanın, yıllar geçse de dinmeyen acısı.
Bu katliamın en acı yönlerinden biri de hedefin siviller olmasıydı.
Silahsız, savunmasız insanlar… Çocuklar ve yaşlılar… Bir halkın geleceği ve geçmişi aynı anda yok edilmeye çalışıldı. Bu, yalnızca bir askeri operasyon değil; açık bir insanlık suçuydu.
Aradan onlarca yıl geçti. Takvimler değişti, nesiller büyüdü.
Ama Altunköprü’nün acısı dinmedi.
Çünkü bazı yaralar zamanla kabuk bağlamaz; aksine her hatırlayışta yeniden kanar.
Türkmeneli coğrafyasında bu olay, sadece geçmişte kalmış bir tarih değil, kimliğin ve hafızanın ayrılmaz bir parçasıdır.
Bugün sorulması gereken soru şudur: Bu acılar neden yeterince konuşulmuyor?
Neden bazı trajediler dünya gündeminde yer bulurken, bazıları sessizliğe mahkûm ediliyor?
Altunköprü, yalnızca bir kasabanın adı değildir artık.
O, adaletin geciktiği, ama unutulmadığı bir semboldür.
Ve belki de en önemli gerçek şudur:
Unutulan acılar tekrarlanır, hatırlananlar ise bir daha yaşanmasın diye direnç oluşturur.
Bu yüzden Altunköprü’yü hatırlamak bir tercih değil, bir sorumluluktur.

Tarihi Doğru Okumak: Çocuklarımıza Gerçekleri Kim Anlatacak?
Helâke Götüren Yedi Büyük Tehlike
Amerika Nerede Savaş Kazandı, Bilen Var mı?
Balkan Antantı: Barış İradesi, Savaşın Gölgesi ve Bir Dönemin Sonu
Buz Gibi Gerçek: İçeceğinizdeki Görünmez Tehlike
İnsanlığa ve Barışa Uzanan Bir Yolculuk
Halk Yokluğa Sabreder, Yeter Ki Yönetim Adil Olsun