Oya CANBAZOĞLU
Bazen insan, ait olduğu zamanı sorgular. İçinden geçip gittiğimiz günler, hızla tüketilen değerler, yüzeyselleşen ilişkiler ve eksilen anlam duygusu… Tüm bunların ortasında bir durup düşünürüz: “Acaba biz mi yanlış zamanda doğduk, yoksa zaman mı bizden uzaklaştı?”
“Bizler ya yanlış zamanın insanları olduk, ya da insanlık için geçmiş zamanda doğduk” diyen dizeler, aslında birçok insanın iç sesidir. Çünkü modern çağın gürültüsü içinde; sadelik, zarafet ve içtenlik giderek daha da kıymetli hale gelmiştir. Belki de bizler yanlış zamanda değil, doğru değerlerle var olmaya çalışan insanlarız.
Bugün insanlık, teknolojiyle hız kazanırken; ruhen yavaşlamayı, hissetmeyi, paylaşmayı unutur gibi. Oysa bir “tabak güneş”, yani içimizi ısıtan samimiyet; bir “dal badem çiçeği”, yani zarif bir umut; bir “bardak deniz”, yani sonsuzluk hissi… Bunlar hâlâ ruhumuzun en temel ihtiyaçları.
Şairin hayal ettiği o masa aslında hepimizin özlemi:
Lekesiz bir güneş — temiz bir vicdan,
Bir dal leylak — kırılmamış bir umut,
Bir bardak deniz — derin bir huzur…
Ve en önemlisi:
Bir tabak yaşam…
Kenarından biraz umut, yanında bir bardak mutluluk.
İşte belki de mesele, zamanın yanlışlığı değil; bizim doğru olanı aramaktan vazgeçmememizdir. Çünkü umut, her çağda yeniden doğar. İnsanlık yorulsa da, iyilik hiçbir zaman tükenmez.
Mart ayının son haftasından, baharın eşiğinden seslenirken; hatırlamamız gereken şey şudur:
Her karanlık gecenin ardından mavi sabahlar vardır. Ve her insan, kendi içinde bir bahar taşıyabilir.
O halde gelin;
Birbirimize daha çok “iyi akşamlar” diyelim,
Daha çok huzur dileyelim,
Daha çok umut paylaşalım.
Çünkü bizler yanlış zamanın değil,
Doğru duyguların insanlarıyız.
Mutlu haftalar…

31 Mart’ın Hafızası: Acı, Hakikat ve Sorumluluk
Türk Devleti: 2200 Yıllık Hafızanın Bugüne Yürüyüşü
Spor manşetlerinde ortak ses: “Türkiye için destan gecesi”
Türkiye’de Siyasetin Değişim Günüdür: Seçimlerin Ötesinde Bir Dönüşüm
Hayatı Okumak ve İnsan Yetiştirmek: Derinlere İnen Bir Bakış