Gülşat İbrahim
Araştırmacı – Gazeteci
Özbekistan
Bazı coğrafyalar vardır…
Birbirine uzak görünür ama aynı kalbin atışını taşır.
Arada sınırlar, diller, rejimler, haritalar olabilir.
Ama acı, hepsini aşar.
Ve bazı savaşlar vardır…
Sadece yaşandığı yerde kalmaz.
Bir milletin değil, bir medeniyetin hafızasına kazınır.
İşte Çanakkale, böyle bir yerdir.
Sessizce Taşınan Bir Acı
Orta Asya’da biz, acıyı yüksek sesle anlatmayız.
Onu içimize alır, bir ezgiye dönüştürürüz.
Türkü olur, destan olur, bazen sadece bir dua olur.
Ama biliriz:
Her ezginin arkasında bir kayıp vardır.
Çanakkale’yi ilk kez bir tarih kitabından değil,
bir ağıttan öğrenen çok insan vardır bizim coğrafyamızda.
Çünkü Çanakkale sadece bir cephe değildir.
Bir vedadır.
Henüz bıyığı terlememiş gençlerin,
analarının dizlerinden koparıldığı bir vedadır.
Uzak Ama Yabancı Değil
Özbekistan’dan bakınca Çanakkale uzak görünür.
Ama aslında değildir.
Çünkü orada savaşanlar sadece Anadolu’nun evlatları değildi.
Türkistan’dan, Buhara’dan, Hive’den, Semerkant’tan
dua gönderen analar vardı.
Belki bedenlerimiz orada değildi…
Ama yüreğimiz oradaydı.
Bizim için Çanakkale,
“başkalarının savaşı” değil,
“bizim kaybımızdır.”
Toprağın Hafızası
Çanakkale’de toprağın rengi koyudur.
Çünkü sadece kanla değil,
gençlikle yoğrulmuştur.
Her karışında bir isim,
her taşın altında yarım kalmış bir hayat vardır.
Ve en çok da annelerin sesi duyulur o toprakta.
“Gitti de gelmedi…” diyen bir ses.
Bu ses, sadece Anadolu’ya ait değildir.
Biz de tanırız o sesi.
Margilan’da, Taşkent’te, Fergana’da…
Aynı cümle, farklı ağızlardan dökülmüştür.
Bir Milletin Değil, Bir Medeniyetin Direnişi
Çanakkale’yi büyük yapan sadece kazanılmış bir zafer değildir.
Orada gösterilen insanlıktır.
Açlık içinde paylaşmak,
ölümün ortasında merhameti unutmamak,
düşmana bile insan kalabilmek…
İşte bu, bizim ortak hafızamızdır.
Çünkü biz,
savaşı bile insan kalarak hatırlarız.
Ve dünya tam “Türkler bitti” dediğinde,
yeniden ayağa kalkan bir milletin adıdır Çanakkale.
Özbekistan’dan Bir Destan
Bizim Özbekistan’da Çanakkale,
özel bir türküdür aslında.
Belki adı konmuş bir ezgisi yoktur…
Ama yüreğimizde söylenen bir destandır.
Çanakkale’nin bir türküsü yoktur belki…
Ama kendisi başlı başına bir türküdür.
Anadolu evlatlarının yazdığı türküler, şarkılar…
Biz de Özbekistan’da söyleriz.
Aynı acıyla,
aynı gururla,
aynı sessizlikle…
Özbekistan’dan Bir Bakış
Bugün Özbekistan’da bir genç,
Çanakkale’yi duyduğunda
sadece bir savaş ismi duymaz.
Bir direniş görür.
Bir onur görür.
Bir “asla boyun eğmeme” hali görür.
Ve belki de en önemlisi şunu hisseder:
“Biz yalnız değiliz.”
Son Söz: Ortak Hafıza
Tarih kitapları olayları yazar.
Ama hafıza, duyguyu taşır.
Çanakkale bizim için bir tarih değildir sadece.
Bir hatırlayıştır.
Bir annenin gözyaşıdır.
Bir gencin yarım kalan hayalidir.
Bir milletin dimdik duruşudur.
Ve biz biliyoruz ki…
Bazı acılar yazılmaz.
Bazı zaferler anlatılmaz.
Ama hiçbiri unutulmaz.
Çünkü onlar,
bir milletin değil,
bir umudun hafızasında yaşar.
Ve her hatırlayışta,
yeniden dirilir.

Osmanlı’yı Özlemek Değil, O Ruhun İnsanlığını Diriltmek
İyilik, Çoğalan Bir Güç: Bireyden Topluma Yayılan Dönüşüm
İyiliğin ve Kötülüğün Bulaşıcılığı
Erzincan Kemah’ta 4 Büyüklüğünde Deprem Meydana Geldi
Fidan: Ankara’daki NATO Zirvesi Tarihi Bir Dönüm Noktası Olabilir