Arzu ÜNAL

“Allah acele etmez; fakat asla gecikmez. O’nun adaleti, insanın hesabına benzemez.
Zamanı geldiğinde hak sahibine hakkını verir; zalime de yaptığının karşılığını eksiksiz tattırır.”

Hayatın en zor imtihanlarından biri, haksızlığa uğradığında öfkeye teslim olmadan sabredebilmektir. İnsan bazen en çok güvendiği kişiler tarafından incitilir, emeği hiçe sayılır, iyiliği kötülükle karşılık bulur.
Böyle zamanlarda insanın içinde “Neden?” sorusu yankılanır.

Fakat mümin bilir ki, ilahi adaletin terazisi şaşmaz.

Allah’ın Adaleti İnsan Hesabına Benzemez

İnsan hemen sonuç görmek ister. Haksızlık yapanın aynı gün cezasını çekmesini, mazlumun da aynı gün hakkını almasını bekler.

Oysa Allah’ın takdiri farklıdır.

Bazen zalime mühlet verir. Bu mühlet, ödül değil; son bir fırsattır. Eğer kişi yanlışından dönmezse, ilahi adalet mutlaka tecelli eder.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, zalimlere verilen sürenin onları kurtarmayacağını bildirir.
Çünkü Allah hiçbir haksızlığı unutmaz.

İyilik Kaybolmaz, Kötülük de Cezasız Kalmaz

Hayatta değişmeyen bir kanun vardır:
İyilik yapan sonunda iyilik bulur. Kötülük yapan ise dönüp dolaşıp kendi kötülüğüyle yüzleşir.

Bugün attığınız bir iyilik tohumu, yıllar sonra ummadığınız bir zamanda size umut olarak döner.

Aynı şekilde, başkasına kurulan tuzak da çoğu zaman sahibini bulur.

Çünkü ilahi adalet, sadece mahkeme salonlarında değil; hayatın içinde işler.

Sabır,
Zayıflık Değil Güçtür

Sabretmek, sessizce boyun eğmek değildir.

Sabır; Allah’a güvenmektir.

Haksızlık karşısında kinle değil, hikmetle hareket etmektir.

İnsan her hesaplaşmayı kendisi yapmak zorunda değildir. Bazı hesapları Allah’a bırakmak, en büyük teslimiyet ve en büyük güçtür.

Çünkü Allah’ın hükmü, insanların hükmünden daha kesindir.

Allah’a Havale Etmek Teslimiyettir

Hayatım boyunca bana zarar verenleri, haksızlık edenleri ve iyiliğe kötülükle karşılık verenleri Allah’a havale ettim.

İnanıyorum ki,
en doğru hükmü verecek olan O’dur.

İnsan öfkeyle hüküm verebilir, kinle hareket edebilir; ama Allah ne eksik verir ne de fazlasını.

Onun adaletinde hata yoktur.

Kimin ne yaptığını, kimin hangi niyetle hareket ettiğini en iyi bilen O’dur.

Bu yüzden kalbimde intikam yerine duaya yer vermeyi tercih ediyorum.

İlahi Adalet Gecikmez,
Vakti Geldiğinde Tecelli Eder

Tarih boyunca nice zalimler kendilerini güçlü sandılar.

Servetlerine, makamlarına, ordularına güvendiler.

Ama bugün isimleri ibret olarak anılıyor.

Buna karşılık sabreden, doğruluktan ayrılmayan nice insanlar ise gönüllerde yaşamaya devam ediyor.

Demek ki gerçek güç, zulüm yapmakta değil; hakka bağlı kalmaktadır.

Hayatın en büyük huzuru, hesabı Allah’a bırakabilmektir.

Çünkü O’nun adaleti şaşmaz.

O, mazlumun gözyaşını da bilir, zalimin gizlediği niyeti de bilir.

Bu nedenle ne iyilikten vazgeçelim ne de haksızlık karşısında umutsuzluğa kapılalım.

Unutmayalım:

Allah acele etmez; fakat mutlaka hakkı sahibine teslim eder.

İyilik yapan iyiliğin karşılığını görür.

Kötülük yapan ise er ya da geç kendi ektiğini biçer.

İnsanlar unutabilir, dünya susabilir; fakat ilahi adalet asla unutmaz. Bu inanç, mazlumun en büyük dayanağı, vicdan sahibi insanın ise en sağlam sığınağıdır.