Fransız yazar, gezgin ve deniz subayı Pierre Loti’nin Fransa’nın Rochefort kentindeki evi, Türk-İslam mimarisinden esinlenen bölümleriyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. “Aziyade” romanıyla tanınan Loti, Osmanlı topraklarına yaptığı seyahatlerden ilham alarak evini farklı kültürlerin izlerini yansıtan özgün bir yaşam alanına dönüştürdü.
Müzeye dönüştürülen evde Japon pagodası, Gotik oda ve Rönesans salonunun yanı sıra Türk Salonu, Arap Odası ve çinilerle süslü “Cami” adı verilen bölüm bulunuyor. İznik çini motifleri, Arapça yazılar, ahşap tavanlar, rahleler ve Osmanlı sanatını yansıtan dekoratif unsurlar, Loti’nin Türk kültürüne duyduğu hayranlığı gözler önüne seriyor.
Rochefort Müzeleri Küratörü Claude Stefani, Pierre Loti’nin İstanbul ziyaretlerinden sonra evindeki Türk Salonu’nu oluşturduğunu belirterek, yazarın seyahat ettiği coğrafyaları kendi yaşam alanında yeniden canlandırmayı amaçladığını ifade etti. Stefani, “Cami” olarak adlandırılan odanın ise İstanbul’un Eyüp semtindeki yaşamından ilham alınarak tasarlandığını söyledi.
1973 yılında müzeye dönüştürülen Pierre Loti Evi, 2012-2025 yılları arasında kapsamlı bir restorasyondan geçirildi. Yaklaşık 13 milyon avroluk bütçeyle gerçekleştirilen çalışmaların ardından yapı, Pierre Loti’nin 1923’teki vefatı sırasındaki görünümüne mümkün olduğunca sadık kalınarak yeniden ziyarete açıldı.
Pierre Loti Evi, bugün yalnızca Fransız edebiyatının önemli isimlerinden birinin yaşam alanı değil, aynı zamanda Osmanlı ve Türk-İslam sanatının Avrupa’daki dikkat çekici yansımalarından biri olarak kültürel miras niteliği taşıyor.
Kaynak: AA

Bayraktar TB2’den elektronik harp ve radar kabiliyeti gösterisi
Türk dünyası müziğinde yeni dönem: Besteciler Birliği Bakü’de kuruldu
Kazakistan’dan Avrupa’ya ulaşım ve lojistik yatırımı çağrısı
ASELSAN’ın yeni deniz silah sistemi SMASH-300 testte
Erdoğan BM Genel Kurulu için New York’ta
KKTC’den Kıbrıs müzakereleri için egemen eşitlik vurgusu
Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan’dan ortak tatbikat
Almatı’da Şehir Günü coşkusu iki gün boyunca sürdü
Camiyi Değil, Sistemi Yeniden Düşünmeliyiz