Oleg GARİZAN

Bazı bağlar vardır…
Ne çok görünür, ne çok konuşulur.
Ama derindir.

Sessizdir…
Ama kopmaz.

İşte Çanakkale,
Gagauzya’dan bakıldığında böyle bir bağın adıdır.

Uzak Gibi, Aslında Çok Yakın

Haritaya baktığınızda Gagauzya küçüktür.
Çanakkale ise uzakta bir kıyı…

Ama mesele harita değildir.

Mesele, kalbin bildiğidir.

Çünkü biz de bu coğrafyanın bir parçasıyız.
Dilimizde, kültürümüzde, hafızamızda
aynı kökten gelen bir ses vardır.

Bu yüzden Çanakkale,
bizim için yabancı bir tarih değildir.

Tanıdık bir hatıradır.

111 Yıl Sonra Aynı Duygu

Aradan 111 yıl geçti.

Zaman değişti.
Dünyalar kuruldu, dünyalar yıkıldı.
Ama bazı duygular değişmedi.

Çanakkale’de verilen mücadele,
bugün hâlâ aynı ağırlıkla hissediliyor.

Çünkü o gün orada sadece bir savaş olmadı.
Bir millet, varlığını dünyaya ilan etti.

Küçük Bir Coğrafyanın Büyük Hafızası

Gagauzya küçük olabilir…

Ama hafızası küçücük değildir.

Biz de tarih boyunca
kimliğimizi korumak için direndik.
Sessiz kaldık belki…
Ama unutmadık.

Bu yüzden Çanakkale’yi anlamak,
bizim için zor değildir.

Çünkü orada yaşanan,
bir halkın yok sayılmaya karşı verdiği mücadeledir.

Ortak Duygu: Vazgeçmemek

Çanakkale’nin en güçlü yanı nedir?

Zafer mi?
Evet.

Ama ondan önce,
vazgeçmemektir.

Sonuna kadar direnmek,
en zor anda bile geri adım atmamak…

İşte bu,
bizim de bildiğimiz bir duygudur.

Gagauzya’dan Bir Bakış

Bugün Gagauzya’da bir genç,
Çanakkale’yi duyduğunda

sadece bir tarih öğrenmez.

Bir direnişi hisseder.
Bir kimliği tanır.
Bir milletin onurunu görür.

Ve belki de şunu anlar:

“Biz küçük olabiliriz…
Ama yalnız değiliz.”

  1. Yılında Bir Selam

Bugün, Çanakkale Zaferi’nin 111. yılında
Gagauzya’dan bir selam gönderiyoruz.

Bu selam,
bir hatırlayıştır.

Bir saygıdır.

Ve bir vefadır.

Son Söz

Bazı zaferler sadece kazanılmaz…
Yaşatılır.

Çanakkale de onlardan biridir.

Aradan yıllar geçse de,
o ruh kaybolmaz.

Çünkü o,
bir milletin değil,
bir kardeşliğin hafızasında yaşar.

Ve biz, Gagauzya’dan bakarken şunu hissederiz:

O ses hâlâ duyuluyor.
O direniş hâlâ ayakta.

Ve o hatıra…
hâlâ bizimle.